4 07 2013

nostalji

5 05 2011

:) ben kediyim ama aynı zamanda bakın tavşanım

video

18 03 2011

Kendinizi tekrar eden durumlardan kurtarabilirsiniz...

Bazen hayat bir bilgisayar oyunu gibi geliyor. Bir seviyeyi atlamadan öbür seviyeye geçemiyorsunuz. O seviyeyi geçene kadar da hep aynı tipte karakterler karşınıza çıkıyor. Gelenin tipi değişse de sizi hep aynı yerinizden vuruyor, sizi hep aynı şekilde incitiyor. Sizi inciten şey her ne ise, onu bir de genellediniz mi, o zaman işler iyice karışıyor: "Bütün erkekler, kadınlar, patronlar birbirinin aynıdır" gibi. Halbuki onu birçokları içinden siz çektiniz ve seçtiniz. Onunla yola devam etmeye siz karar verdiniz. İşin püf noktasını keşfedip bulunduğunuz seviyeyi atlayana kadar hep aynı tiplerle oynamaya devam ediyorsunuz. Gözden kaçırdığınız şeyi bulup düzeltene kadar... Bütün bu aynıların içinde artık yeniye merhaba demek istiyorsanız, yapabileceğiniz birkaç şeyi hemen burada sıralayayım:

Tepkilerinizi değiştirin.

Karşınızdaki kişiye kızmaya başladığınızı fark ettiğinizde genelde ne yapıyorsanız, gidin hiç yapmadığınız bir şey yapın. Mesela gidip dişlerinizi fırçalayın. Böylece kendini tekrar eden döngüyü kıracak, otomatik tepki vermeyi bırakacaksınız. Tepkileriniz sizi yönetmeyecek, siz tepkilerinizi yönetmeye başlayacaksınız.

İletişimle ilgili neyi farklı yapabileceğinize bakın.

Her olumsuz duygu, karşılanmamış bir ihtiyaçtan doğar. Diyelim ki çok sinirlendiniz, kendinize sorun: Benim aslında neye ihtiyacım var? Hangi ihtiyacım karşılanmadığı için sinirlendim? Bulduğunuz cevabı karşınızdaki kişiyle de paylaşın. "Şuna ihtiyacım vardı ve bu ihtiyacım karşılanmadığı için şu davranışın karşısında sinirlendim" gibi. Ve sonra ihtiyacınızı giderin.

Önceki ilişkilerinizden getirdiğiniz birikmiş üzüntü ya da öfkeyi temizleyin. Bunu yapmadığınız sürece, yaşadığınız her olayı sizi yaralayan olaya benzetip otomatik tepki vermeye devam edeceksiniz. Geçmişle ilgili depoladığınız yükü temizlemeden hayatınızın değişmesini beklemeyin. (Temizlik için aşağıda linkini verdiğim mektup şablonunu kullanabilirsiniz.)

Olaylara büyük pencereden bakın. Kişiselleştirmeyin. Büyük resimde olan bitenin o an hiç bilmediğiniz bir anlamı olduğunu hatırlayın. O anki çatışmanın 10 sene sonra hiçbir anlamı kalmayacağını düşünün. "Yaşadığım bu durum bana ne öğretiyor, bundan ne ders çıkarabilirim?" diye kendinize sorun.

Varsayımda bulunmayın. "Bana çiçek getirmedi, demek ki beni sevmiyor." Neden çiçek getirmediğini öğrenmeye, anlamaya çalışın.

Beklediğiniz şeyi önce siz verin. İlgi bekliyorsanız, ilgi; anlayış bekliyorsanız anlayış... Yani bulmak istediğiniz şeyi önce kendinizde yaratın. Bu yazıyı okuduktan sonra, "söylemesi kolay ama" diyerek söze başlamayın. Yazıyı tekrar okuyup gerçekten küçük küçük de olsa neleri değiştirebileceğinize bir daha bakın.

En iyi uyuyan toplum seçildik!

Hollanda'nın Eindhoven kentindeki, Philips'in uyku atölyesi araştırmasına göre Türkiye Avrupa'da en iyi uyuyan ülke...

Gazete HaberTürk'te Nazenin Tokuşoğlu imzasıyla yayımlanan haber şöyle:

Müjde!.. Bizim de Avrupa’da birincilik kürsüsüne çıktığımız sosyolojik bir durumumuz var artık. Hem de olumlu, sigara içme şampiyonluğu gibi değil yani... Türkler yüzde 85’le Avrupa’da en iyi uyku uyuma kapasitesine sahip toplum seçildi.

Avrupa’nın dört bir yanından 20 gazeteciyle birlikte Eindoven’dayız. Hollanda’nın bu sevimli kenti futbol takımı PSV dışında bir markayla da özdeşleşmiş durumda. Philips’in uyku araştırmaları atölyesindeyiz. Konuşmacı Katy Hartley bir sonraki cümleyi kurmadan önce bana bakıyor. “Eyvah, Türkler en horlayan ülke mi diyecek şimdi” derken Katy şu cümleyi kuruyor:

“Yaptığımız araştırmalara göre Avrupa’nın en iyi uyuyan ülkesi yüzde 85’le Türkiye, ikinci İspanya. Ne ironiktir ki araştırmanın başındaki Katy’nin ülkesi İngiltere sonuncu. Bir altında Fransa var. İngilizler ve Fransızlar yatağa sorunlarla birlikte giriyormuş.

“Ne yani bizim hiç mi sorunumuz yok?” diye soruyorum, yanıtı “Olmaz olur mu, belki daha fazla ama kafaya takmıyorsunuz” oluyor.

İlginç bilgiler

Türkiye’de kadınlar erkeklere göre çok daha derin uyuyor, Avrupa’da kadın erkek rakamları yakın. Bir ilginç istatistik de “Neden uyuyamıyorsun” sorusuna Türklerin yüzde 21’inin “Geç yatıyorum ve sabah erken kalkmak zorunda olduğumu biliyorum...” yanıtını vermesi. “Uykusuzluk neyi etkiliyor” sorusuna ise Türklerin cevabı ruh sağlığı, Avrupa genelindeyse cevap iş yaşantısı ve fiziksel sağlık...

Ve beni en çok güldüren araştırma sonucu

Tüm dünyada kadınlar erkeklerin horlamasından şikâyet ederken sadece Çin’de erkekler kadınların horlamasından şikâyetçi. Çin demişken Katy’ye neden Japonların devamlı buldukları koltukta uyuyakaldığını soruyorum; haftanın 6 günü aralıksız ve şevkle çalışıyorlarmış, onlar değil de vücut pes ediyormuş.

Korkutucu duruyor ama

Avrupa uyku toplantısına katılmadan önce bizim gazetede dolaşıp soru topladım. Çok toplama sayılmaz aslında şu ikisi çıktı sadece: “Neden yorgun uyanıyorum ve neden gece 10 kere uyanıp her sese sıçrıyorum...” Ne yazık ki bu soruların doktor kontrolünden geçmeden verilebilecek bir cevabı yok. Ama doktorların da tavsiye ettiği bir cihaz var kısaca CPAP (“Siipep” diye okunuyor) deniliyor, çeşitli versiyonları mevcut. Görüntü çok seksi değil ama “İyi günde kötü günde” diye verilen sözler bunları kapsıyor herhalde.

Doğru değil işte

Biraz da doğru bilinen yanlışlardan bahsedelim. Dünya genelinde 55, dertlerden uzaklaşıp rahat uyku uyunan yaş olarak kabul ediliyor. Sabah ve akşam saatlerinde spor uykuyu kötü etkiliyor. En güzeli öğle tatilinde yapılanı, hem işe ara vermek açısından da sağlıklı. “Yatmadan önce duş alın” önerisinin de altını çiziyor uzmanlar. Zira uzun uzun yapılan banyo uykuya zarar veriyor. İşte böyle; uyku kongresinde uyumamayı başararak ve birincilik ödülümle kalkıyorum masadan. Birkaç saat içinde THY uçağı yetişecek imdadıma... Yani uyumak açısından. Türk’üz biz her yerde uyuruz.

25 02 2011

Dikkat! Paranız zaman aşımına uğramasın!


5411 Sayılı Bankalar Kanununa göre, bankalarda mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibine, en son işlem tarihinden itibaren 10 yıl içinde aranmayanlar zaman aşımına tabi tutuluyor. Bankalar bu çerçevede, zaman aşımına uğrayan mevduat, emanet ve alacakların listesini Şubat ayı başından itibaren internet sitelerinde yayımlamaya başladı.

Listeler 3 ay süreyle ilanda kalacak ve 15 Mayıs 2011 tarihine kadar söz konusu hesaplar için başvuruda bulunulmaması halinde zaman aşımına uğramış mevduat bakiyeleri, emanet ve alacaklar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilecek.

Sorgulamak için tıklayın

Arama

Loading

arama motoru..

Yükleniyor...

Subscribe via email

Enter your email address:

Delivered by FeedBurner

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İzleyiciler

Blog Listem

My BlogCatalog BlogRank Free blog counters BlogBurst.com Check PageRankOpen Directory Project at dmoz.orgAdd to Technorati Favorites! Msn bot last visit powered by MyPagerank.Net Yahoo bot last visit powered by MyPagerank.NetBlog Linkleri Link Dizini